7/09/2009

ROSTOW VE AFRİKA





Üniversite'nin üçüncü senesinde Boğaç Hoca bize State and Society dersinde W.W Rostow'un "The stages of economic growth "Modernizasyon teorisinden bahsetmişti. Sonra bu teorinin kritiğini yapan bir çok makale okumuştuk Said'in oryantalizminden bir bölümde içlerinde vardı.Benim aklımda en iyi sanırım Said'in bu teoriye getirdiği eleştiri kaldı sebebi bir kültürel emperyalizmden sonra tekrar Şarkiyatçılığı okumamdan kaynaklanıyor.Rostow'a göre gelişimini tamamlamış Avrupa ve Amerika Birleşik Devleti , Kanada gibi ülkelere göre hala geleneksel aşamada olup kalkış yani "take off" aşamasına geçememiş ülkelerin modernleşmesi (modernleşme birebir olarak Rostow'a göre ilerleme Batılı demokratik ülkelerin siyasi ve ekonomik seviyesine ulaşma anlamına geliyor) ancak yine Batılı ülkelerin izlediği yoldan mümkündü.Kısacası tek bir güzergah var ve bu güzergahı takip edince kommunizm batağına saplanmadan bir Norveç bir Danimarka olabilirsiniz. Tabi Rostow kalkış sürecini (teorinin en gerçekçi kısmı bence buydu) en az 50-100 sene olarak belirlemişti.Sonuçta bu teoriyi şimdi neden anlattığımı birazdan daha net bir şekilde açıklayacağım.Daha öncede Andrew Miwenda'nın Ted Talkta ki bir konuşmasını buraya koymuştum.Onun da anlattığı gibi Afrika'da bir çok ülkenin neden milyonlarca dolarlık yardım fonlarını verimli kullanamadıklarını ve bu fonların ülkelerin ekonomilerine bir şekilde yardımcı olmaktan neden yıkıcı etkilerinin olduğunu çok genel olarak burada açıklamıştım.Rostow'un teorisinin bütün bu olaylarla olan bağlantısına gelince...

1960'larda bağımsızlıklarını ilan eden Mauritanya, Mali, Nijerya,Senegal, Sierra Leone,Uganda, Kenya, Somali, Rwanda, Burundi, Tanganyika, Zanzibar, Zambia, Malawi, Madagascar gibi Afrika ülkelerinin birden bire kendilerini Amerika'nın "çevreleme"politikası kapsamında yaymaya çalıştığı Rostow'un bu beş basamaktan oluşan modernizasyon güzergahında bulmaları aslında çok da şaşırtıcı değil.Bu ülkelerin bağımsızlık kazanır kazanmaz postsömürgecilik dediğimiz sürece girmeleri ve sömürgeciliğin aslında bir başka türüne maruz kalmalarının en önemli sebeplerinden biri bu ülkelerin elit tabakalarını oluşturan yine bürokrasi ağına egemen olan bireylerinin çoğunun eğitimlerini Batı'da almaları ve ülkelerine geldiklerinde toplumlarına Rostow'un bu ülkelere yabancı olduğu kadar yabancı kalmaları. Her topluma uygun oldukça esnek beş aşamalı modernizasyon süreci gibi gösterilen bu teoriyi oldukça ciddiye alan,bu ülkelerin liderleri tabı sonunda halklarına büyük bir hayalkırıklığı yaşatıyor.En korkuncu da yıllar geçtikçe yukarıda saydığım bu ülkelerden bir çoğu içsavaşlarla çalkalanıp durmaya devam etti ve çok az bir gelişim göstererek o çok inanılan beş aşama'nın sözde ikinci aşamasına dahi geçebilicek seviyeye gelemedi.(Geleneksel aşamadan, kalkış aşamasına geçebilmek kafa karışıklığı yaratmasın elli sene almıyor hele ki dünyadaki bir çok ülkenin teknolojinin belli nimetlerinden faydalandıkları bir sürece çoktan geçtiği düşünülürse.)
Aslında, Batının ve bu ülkelere egemen olan elit tabakaların hayalkırıklığı yaşadığını hiç sanmıyorum. Belki peacecorplarda, yine büyük bir iyi niyetle sivil toplum örgütlerinde bu ülkelerin gelişimi için canla başla çalışan görevliler dışında Batı'da Afrika için endileşenen bir kaç gazeteci ve duyarlı insan dışında gerçekten pek bir kimse olduğunu düşünmüyorum.( Ben hala bu sivil toplum örgütlerinde iyi niyetli idealist insanlar olabiliceği fikrini taşıyan naif bir insanım) Fakat bireylerin aksine, Rostow'un bu teorisini çalışmalarında temel alarak, sürekli olarak yardım fonlarını arttırıp Afrika'daki bu ülkeleri daha dışa bağımlı hale getiren kuruluşların projelerinde altında büyük bir iyi niyet ve naiflik yattığına da inanmıyorum. Milyonlarca doların ne şekilde harcanması gerektiği planlanırken o milyonlarca doların sahiplerinin bazı konularda ne kadar titiz olduklarını biliyoruz.Bu konuda neden peki titizlik mükemmel sonuçlar getirmiyor? Bunu anlamanın en kolay yolu sanırım bu milyonlarca doları veren bankaların devletlerin Afrika'daki ülkelerde muhattaplarının kim olduklarına bakmak. Oldukça yozlaşmış hükümetler. Afrika'da yabancı fonlardan faydalanan onlarca hükümet bu fonların neredeyse yüzde atmışı gibi bir kısmını direk olarak içsavaşın sürekliliği fikri üzerine kurulmuş ticari anlaşmalara imza atan silah tüccarlarıyla çalışmalarını desteklemek için kullanıyor. Askeri harcamalara giden bütçeler sağlık, alt yapı,saniyeleşme gibi projelere ayrılıcak ödenekleri ne yazık ki her gün biraz daha azaltıyor. Batı güya "sorumluluğunu yerine getiriyor" çünkü fonlar Afrika'ya ulaşıyor, fakat ne yazık ki gerçekten ulaşması gereken kişilere değil. Ve tabiki bütün bu rezaletten sadece Afrika'daki kana bulanmış hükümetler ve silah tüccarları değil, görüntüde gayet iyi gözüken yardımsever Batılı hükümetlerde onlar kadar sorumlu. Sonuç olarak bir türlü gelişemeyen iç sanayi Batıya olan bağımlılığı zorunlu kılmaya devam ettiği sürece Afrika sevgili Rostow'un belirlediği o beş inanılmaz aşamada geleneksel olanında ( belki de baştan beri istenilen buydu) kalmaya devam edicek gibi gözüküyor.

Boston Review'deki bu konuyla ilgili ( sadece Afrika'yla ilgili değil) yazılan makelelerin hepsini okuyun derim.
Boston Review — Special Feature: Development in Dangerous Places

özellikle bu makale sanırım durumu oldukça net açıklıyor.

Boston Review — Stephen D. Krasner: If third parties play a more decisive role, there is some hope

Hiç yorum yok:

FEEDJIT Live Traffic Feed