Bülent Somay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bülent Somay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/17/2008

MADUNUN DİLİ









Subaltern/Madunlarla ilgili çalışmalarla ilgilenen herhangi bir kişinin eline geçen yine herhangi bir metinde karşısına çıkıcak ilk isim Gayatri Chakravorty Spivak olur. Spivak 1970'lerden itibaren başlayan post-koloniyal süreçte Güney Asya ve Afrika gibi dünyanın çeşitli yerlerine yayılmış sömürgeliklerin bağımsızlıklarını kazanmalarıyla birlikte o dönemki Amerikan hükümeti tarafından görevlendirilen Amerikalı akademisyenlerinin bu sömürge topluluklarının sosyal ve siyasi sorunlarını incelemek için kullandığı klasik antropolojinin emperyal dilini eleştirebilme cesaretini gösteren ve daha sonra subaltern/Madun sözcüğünü Gramsci'den sonra ilk defa tekrar hakettiği şekilde incelemiş bir sosyalbilimcidir. Bülent Somay son kitabı "Çokbilmiş Özne'de" Spivak'ın " Can the Sulbaltern Speak" adlı makalesine gönderme yaparak bu kelimenin bu gün neye tekabül ettiğini şu şekilde açıklıyor:

"... İngilizcedeki kullanımı (Spivak'a kadar) genellikle 'astsubay' ya da gene askeri terminoloji içinde 'ast' olmuş. Şimdi ise her türlü toplumsal/kültürel/ekonomik/politik alt/üst ikiliğinde , alt konumu işgal edenler için kullanılıyor: kadın, siyah ,eşcinsel,proleter,köylü,enik azınlık(ya da öteki),yoksul,okumamış,vs.Ancak her gördüğümüz " alt"ı madun sanmamalıyız. Madun olabilmek için belirli bir hakimiyet ilişkisinin tarafı olmak gerek, yani madun ancak ötekisi ile bilrikte ( ya da birinin ötekisi olarak) var."

Somay'ın burada bahsettiği hakimiyet ilişkisi Hegel'in köle-efendi ilişkisine tekabül eder. Hegel bu diyalektiğinde kölenin kendini tanımlama sürecinde efendiye , efendinin de köle ye bağımlı olduğunu bize gösterir.


Spivak'ın madunlarla ilgili yapılan çalışmaların temelinı oluşturan makalesi " Can the Subaltern Speak" madunun kullandığı dilin yine hakim olana ait olduğunu ve kendini tanımlarken yine hakim olana bağımlı olduğunu bize gösterir. Somay Spivak'ın bu makalesinden yola çıkarak madunun kullandığı dili şu şekilde tanımlar:

" ... Dil, erkeğin, Avrupualı'nın,beyazın, burjuvanın(ya da hakim sınıfın),heteroseksüelin,ulus-kurucu etnik grubun dili. Madunun kendine ait bir dili yok. Sesini çıkarabilmek için öteki'nin dilini öğrenmesi;ama dil asla masum,nötr bir yapı olmadığı. Lacan'ın ifadesiyle bir "simgesel düzen" oluşturduğu için de , ağzını açtığı andan itibaren yukaridaki öteki'nin düzenine tabi olmayı kabul etmesi gerekiyor."

Yukarıdaki karikatürler ise Anton Kannemeyer'in 1992 yılından itibaren çeşitli seriler halinde oluşturduğu( Kannemeyer, Spivak'ın yeniden tanımladığı subaltern terimine gönderme yaparak Güney Afrika'da, siyah ve beyazların günlük hayatta yaşadıklarını ve aralarındaki gerilim dolu lişkiyi ele alır) çalışmaları. Kannemeyer'in karikatürlerinde madunun yine çoğunlukta olan siyahlardan, hakimin ise buraya sonradan yerleşen ve azınlıkta olan beyazlardan oluştuğunu görürüz. Kannemeyer'in keskin mizahi anlayışıyla hakim, "Tintin" ,madun ise "siyah hizmetçi" olarak karşımıza çıkar.

Yine Somay Çokbilmiş Özne'de Madun'ları anlattığı bölümde Madun'nun varolan sistemi asla altüst edemeyeceğini tam tersine , güçlendiği vakit kendinin de bir kademe atlayarak hakimi oynayacağını ve sistemin hiç bozulmadan sürüp gideceğini şu şekilde anlatır:

" Madun sınıflar, egemen sınıflarla kavgaya tutuşsalar da bu mücadele kendilerini de bir sınıf olarak ortadan kaldırma yeteneğine sahip değildirler. İsyancı bir köle grubunun içinden bazıları konum değişterek, diyelim küçük toprak sahibine ya da şehirli zanaatçılara dönüşseler de , bir sınıf olarak köleliği ilga edemezler; tıpkı lümpen proleteryanın lümpenliği, küçük burjuvazinin küçük burjuvazılığı ilga edemeyeceği gibi ."

Burada yine Fanon'nun cezayirde yaşananlar sırasında sarf ettiği şu sözleri hatırlamakta fayda var : " Siyah derili beyaz maskeli.

Son olarak Kannemeyer'ın Alphabet Democracy adı altında sergilediği çalışmalarında Apartheid sonrası Güney Afrika'da yaşananların artık stereotipik madun-hakim ilişkisini aşan yönleri olduğunu siyahların kendi içlerinde oluşturduğu üst ve alt sınıflandırmalarla halka barış adı altında yutturulan yeni siyasi sistemin hiç de göründüğü gibi sorunsuz ilerlemediğini usta mizah anlayışıyla yine bizlere gösteriyor.

Anton Kannenmeyer'le ilgili daha fazla bilgi almak için yine wemakemoneynotart'a bakın derim.

FEEDJIT Live Traffic Feed