HEALTH INSURANCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HEALTH INSURANCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/09/2008

ECONOMY 101


Üniversitenin ilk senesinde almak zorunda olduğum macro , micro ekonomi derslerini ilk defa ders programımda görünce başta hayata küsmüştüm , benim gibi sayılarla hiç bir şekilde arası iyi olmayan,gazetenin ekonomi sayfalarını çay altılığı yapan birinin ekonomi hakkında bir şeyler öğrenmek zorunda kalması , o zamanki değerlendirmeme göre kaçınılmaz bir felaketti. Felaketlerin bazen mucizelere dönüştüğü kanısına çoğunlukla katılmasamda şu son dört sene içerisinde , en sevmediğim ve felaket olarak değerlendirdiğim ve zamanla mucize olarak değerlendirdiğim iki şeyden biri , ekonomi , diğeri ise çok alakasız olucak ama kereviz. Kerevizde ---hayatımda babaannemle ilişkilendirdiğim ötürü ---çoğu zaman felaketle sonuçlanan mide spazmlarına yol açıyordu , çiya , borsa ve kanaat sağolsun İstanbul'da geçirdiğim dört sene içerisinde mucizevi bir tada dönüştü. Kerevizi bir kenara bırakıp ekonomiye geçiyorum . Hiç bir şey anlamadığım her grafik yorumlayışımda arz-talep ilişkilerini birbirine karıştırışım başta beni beklediğim bir bunalıma sürükledi .Daha sonra arkadaşlarımın notlarından ve copy centerdaki ezber grafik yorumlarından hiç bir şey anlayamayacağımı fark ettiğimde en azından ilk dönemin yarısındaydım . İlk işim hocamı değiştirmek oldu. Asaf Savaş Akat'ın ayağının altında kedilerin dolandığı o garip kalın ve boğuk sesinin anfinin son koltuklarında uyuklayanlara ninni gibi geldiği derslerine girmeye başladım. İlk başta umutsuzdum, en basit terimleri , mesela kullanmayı çok sevdiğim fırsat maliyetini dahi anlamaya mecalim yoktu. Üstünden defalarca keçeli kalemlerle geçtiğim notlarım , kapkalın ekonomi kitabım , adeta bu işi kotaramayacağımın en zarif örnekleri olarak benimle dersten derse sürüklendiler. Daha sonra gerçekten Asaf Hoca'yı dinlemeye çalıştım , Özal'la ilgili yaptığı espiriler , çinlilerle ilgili verdiği örnekler , defalarca usanmadan anlattığı kocaman kocaman şemalar işe yaradı , gayet iyi notlarla saçmasapan fotokopilere muhtaç kalmadan geçmeyi başardım.Daha sonra her IR öğrencisi gibi üç sene içerisinde bölge politikalarında ve Avrupa siyasi tarihinde ekonominin sınıfsal gelişimlerde ve devrimlerde ve savaşlardaki etkileri ki biliyorum bunu derken çok büyük bir şeyden bahsediyorum ama emin olun oldukça üstü kapalı bir şekilde bahsedilir, etkisini incelemek dışında ekonomiyle herhangi bir ekonomi ,veya finans öğrencisinin muhattab olmak zorunda olduğu kadar içli dışlı olmak zorunda kalmadım. Kalmadığım için sevindiğim zamanlar oldu ama çoğunlukla bir şeylerin temel oluşssa bile eksik kaldığından emindim , çünkü ilk sene aldığım ekonomi derslerini nerdeyse medschoolda bile zorunlu hale getirecekler o kadar temel kavramlardan bahsediyoruz. Yine de usanmadım , son seneme gelene kadar Economist'e göz atmaya devam ettim yılmadım diyebilirim, yinede anlamadığım bir çok şey var. Hala Ntvde Asaf ve Taner hoca bir şeylerden bahsederken boşboş baktığım zamanların çoğunlukta olduğunu düşünüyorum. Okulun son senesi Soli Hoca'dan aldığım American Foreign Policy ,sanırım ,bu temel kavramların ilk defa yerli yerine oturması ve ekonomi ve siyasetin arasındaki gerilimli ilişkiyi kafamda dahada netleştirmem açısından benim için çok faydalı oldu. Amerikan siyasi tarihiyle ilgili neredeyse yaptığım her okumada seçilen başkanlar ve ekonomi politikaları ,dış politikada bazılarına göre çok büyük sapmaların olduğu ki ---herşeyin sonunda ben asla böyle düşünmüyorum , daha ilk kurulduğu günden itibaren manifest destiny le başlayarak ekonomi'nin ABD dış politikasındaki önemi arasında kurulan sıkı bağı fark ettikten sonra--- , ekonominin bundan sonraki akademik hayatımda asla esgeçemeyeceğim bir konu olduğunu fark ettim. Buraya geldiğimden beri Flacso'yla olan her görüşmem de okumam gereken makale ve kitapları alacağım dersleri gördükçe bunun bir tahminden ibaret olmadığını da kısa süre de anladım. Son bir kaç haftadır ABD'de Great Slop sonrası yaşanan en feci ekonomik krizin benim gibi uluslararası ilişkiler öğrencilerine çok canlı bir şekilde her gazete başlığından kolaylıkla görüldüğü üzere öğreticek çok şeyi var. Ve bu şeyleri doğru haber kaynaklarından objektif bir şekilde analiz edebilme kabiliyetine sahip ekonomistlerden öğrenmek şart. Diğer türlü ideolojilerin etkisi altında , günlük kar kaygısı güden yüzeysel analizlere yer veren ekonomi haberlerinin dayanılmaz hafifliği altında ezilebiliriz. Bunun önüne geçmek için benim Soli Hocanın tavsiyesiyle başvurduğum ilk isim Paul Krugman. Krugman , başta Amerikan siyaseti ve ekonomisi arasındaki bağlantıyı ve daha sonra uluslararası ekonomik sistemi kavramamda en çok etkili olan isim diyebilirim. Her ne kadar şu ana kadar akademik hiç bir makalesini okumasam da benim gibi bu konuya çok dar bir çerçeveden bakan insanların bile anlayabiliceği bir düzeyde oldukça net analizleri yaptığı kitaplarını hepsini okuma şansım oldu. Sene içerisinde Toronto'dan bir arkadaşımın getirdiği son kitabı The Conscience of a Liberal , Amerikan iç siyasetinin ve şimdiye kadar Herbert Hoover'dan itibaren bu ülkeyi yönetmiş bütün liderlerin özellikle FDR ve sonrasındakilerin ekonomi programlarına yönelik inanılmaz bir analiz. Ve tabiki yazarın yaşı ve deneyimleri de göz önünde bulundurulursa soğuk savaş sonrası ülkeyi yönetenlerin sebep olduğu ekonomik çalkantılara değişimlere yönelik yapılmış eleştirileri daha da dikkat çekiyor. Paul Krugman'ının bütün kitaplarında özellikle, The Great Unrevaling de ve The Conscience of a Liberal da , FDR'ın yarattığı ve Reagan'nın bozguna uğrattığı New Deal akımıyla temelleri atılan Amerikan Orta Sınıfının perspektifinden bir şeyler bulmak mümkün. Geçen hafta başkanlık münazaraları sırasında bir çok amerikalının dış politikadaki gelişmelerden çok daha fazla önem verdiği taxcut/health insurance problemi iki başkan adayı tarafından da farklı şekillerde çözüm önerileriyle çok tartışıldı. Krugman'nın özellikle son kitabında ayrı bir bölüm olarak incelediği bu içinden çıkılmaz problem , bugün dünyada bir çok ülke tarafından kolay olmasada aşılmışa benziyor. Krugman'nın Amerika için önerisi tabiki de Obama'nın "orta sınıfı" lehine işleyecek bir plana daha yakın. Bu yüzden şu anki ekonomik çıkmaz içerisinde Mccain'nin önerdiği üzere vergilerin düşürülmesi ve özel sigortapazarına canlılık getiricek kendi sigortanı kendin al kampanyası ne yazık ki felaketle sonuçlanabilir.Bunu daha iyi anlamak için yine Krugman'nın analizlerinin bu konuda bir numara olduğunu düşünerek New York Times'taki son yazısını buraya koyuyorum. Krugman'nın ayrıca bütün makalelerine ulaşılabilen bir sitesi ve sürekli yenilenen bir bloguda mevcut. Son olarak belirtmeden geçemeyeceğim Krugman'a ve Kereviz'e olan inancım sonsuz.

Paul Krugman official webpage:http://web.mit.edu/krugman/www/

ve New York Times'taki son makalesi :

Op-Ed Columnist
Health Care Destruction

By PAUL KRUGMAN
Published: October 5, 2008


Sarah Palin ended her debate performance last Thursday with a slightly garbled quote from Ronald Reagan about how, if we aren’t vigilant, we’ll end up “telling our children and our children’s children” about the days when America was free. It was a revealing choice.
You see, when Reagan said this he wasn’t warning about Soviet aggression. He was warning against legislation that would guarantee health care for older Americans — the program now known as Medicare.

Conservative Republicans still hate Medicare, and would kill it if they could — in fact, they tried to gut it during the Clinton years (that’s what the 1995 shutdown of the government was all about). But so far they haven’t been able to pull that off.

So John McCain wants to destroy the health insurance of nonelderly Americans instead.

Most Americans under 65 currently get health insurance through their employers. That’s largely because the tax code favors such insurance: your employer’s contribution to insurance premiums isn’t considered taxable income, as long as the employer’s health plan follows certain rules. In particular, the same plan has to be available to all employees, regardless of the size of their paycheck or the state of their health.

This system does a fairly effective job of protecting those it reaches, but it leaves many Americans out in the cold. Workers whose employers don’t offer coverage are forced to seek individual health insurance, often in vain. For one thing, insurance companies offering “nongroup” coverage generally refuse to cover anyone with a pre-existing medical condition. And individual insurance is very expensive, because insurers spend large sums weeding out “high-risk” applicants — that is, anyone who seems likely to actually need the insurance.

So what should be done? Barack Obama offers incremental reform: regulation of insurers to prevent discrimination against the less healthy, subsidies to help lower-income families buy insurance, and public insurance plans that compete with the private sector. His plan falls short of universal coverage, but it would sharply reduce the number of uninsured.

Mr. McCain, on the other hand, wants to blow up the current system, by eliminating the tax break for employer-provided insurance. And he doesn’t offer a workable alternative.

Without the tax break, many employers would drop their current health plans. Several recent nonpartisan studies estimate that under the McCain plan around 20 million Americans currently covered by their employers would lose their health insurance.

As compensation, the McCain plan would give people a tax credit — $2,500 for an individual, $5,000 for a family — that could be used to buy health insurance in the individual market. At the same time, Mr. McCain would deregulate insurance, leaving insurance companies free to deny coverage to those with health problems — and his proposal for a “high-risk pool” for hard cases would provide little help.

So what would happen?

The good news, such as it is, is that more people would buy individual insurance. Indeed, the total number of uninsured Americans might decline marginally under the McCain plan — although many more Americans would be without insurance than under the Obama plan.

But the people gaining insurance would be those who need it least: relatively healthy Americans with high incomes. Why? Because insurance companies want to cover only healthy people, and even among the healthy only those able to pay a lot in addition to their tax credit would be able to afford coverage (remember, it’s a $5,000 credit, but the average family policy actually costs more than $12,000).

Meanwhile, the people losing insurance would be those who need it most: lower-income workers who wouldn’t be able to afford individual insurance even with the tax credit, and Americans with health problems whom insurance companies won’t cover.

And in the process of comforting the comfortable while afflicting the afflicted, the McCain plan would also lead to a huge, expensive increase in bureaucracy: insurers selling individual health plans spend 29 percent of the premiums they receive on administration, largely because they employ so many people to screen applicants. This compares with costs of 12 percent for group plans and just 3 percent for Medicare.

In short, the McCain plan makes no sense at all, unless you have faith that the magic of the marketplace can solve all problems. And Mr. McCain does: a much-quoted article published under his name declares that “Opening up the health insurance market to more vigorous nationwide competition, as we have done over the last decade in banking, would provide more choices of innovative products less burdened by the worst excesses of state-based regulation.”

I agree: the McCain plan would do for health care what deregulation has done for banking. And I’m terrified.

FEEDJIT Live Traffic Feed