

Kasım'da havalar hala bir serin bir sıcakken, uğramaktan en çok zevk aldığım ve saatlerce aylaklık yapabildiğim yer Palermo Viejo'daki Boutique del Libro oldu. Thames zaten buraya geldiğim ilk haftadan beri beni en mutlu eden caddelerden biri , peşi sıra dizilmiş ağaçlardan, yerlerde sabaha karşı çöpçülerin temizlediği sarı çiçeklerinden ve oldukça eski ph lardan dolayı inanılmaz sakin ve yürümekten en çok zevk aldığım yerlerden biri. Güzellikleri dışında tabi beni en kısa yoldan plaza serrano'ya ve avenida cordobaya ulaştırdığı için de çok ayrıcalıklı cadde ünvanını taşıyor. Öğlenleri, akşam üstleri önünden geçerken hep uğradığım boutique de bu caddedeki tek kitapçı cafe.
Palermo, Thames disinda bir cok caddeyi, bir cok mahalleyi icinde bulunduran Buenos Aires'in kalburustu kesimine ev sahipligi yapan, 2000'lerdeki ekonomik bunalim sonrasi dusen emlak fiyatlariyla artan turist ilgisinin sayesinde de tekrar yapilanmaya gitmis inanilmaz buyuk bir semt.Palermo Viejo , Palermo Soho, Palermo Hollywood gibi mahalleciklere ayrılan Buenos Aires'in Belgrano ve Puerdo Madero ve Recoleta'yla gib semtleriyle birlikte en pahalı emlak fiyatlarıyla ün salmış , bir çok emlakçının turistlere fahiş fiyatlara kakaladığı devremülklerle ayakta duran bir semt .Yüzlerce cafe restaurant bar alternatifi sunması yüzünden de orta sınıf Porteno'ların da sık uğrak yeri.Benim evim Palermo Soho'nun bittiği ve Santa fe 'nin başladığı noktada olduğu için turistlerin sıklıkla tercih ettiği yerlerden uzak durabiliyorum.
Fakat Thames'ten her geçişimde boutique e kendimi atana kadar ister pazar erken saatlerde olsun ister akşam geç saatlerde kesinlikle kaybolmuş turistlerin hangi sokaktan fitz roy a çıkarız şu bahsedilen parilla nerdeydi gibi klasik soruları ve şaşkın bakışlarıyla karşılaşıyorum.
ve Boutique'e geldiğimde herşey normale dönüyor,Kapıyı açtığım andan itibaren turistler,onların o stressli bakışları herşey bir çırpıda kayboluyor.
Burası dünyada sevdiğim üç önemli şeyi eksiksiz bir şekilde sunabilen nadir yerlerden biri . Bahsettiğim üç şeye gelince :
Kitaplar,Güzel müzik ve zevkle seçilmiş bir menü.
Bu üç şeyi kusursuz bir şekilde müşterisine vermeyi amaç edindiği için ve hiç bir zaman çok kalabalık olmadığı için Palermo'daki üniversite hocalarının öğrencilerinin yazarların ve sanatçıların en çok tercih ettiği kitapçı Boutique .
Tabiki de keşfettiğim günden beri benim de favorim.
Kasım ayında derslere devam ederken bir ara iyice artan sıcaklardan kaçmanın yolu Boutiqe oldu, tabiki de Buenos Aires İstanbul gibi öğrencilere araştırmalarını ve okumalarını yapmak için sadece boutique,üniversite kampüsü gibi seçenekler sunmakla yetinmiyor. Buradaki şehir kütüphanesi İstanbul'daki Atatürk ve Beyazıt kütüphaneleriyle karşılaştırılmayacak kadar modern ve bakımlı. Gazete arşivi için günlerce sırada beklediğim bazen bana haber vermeden sıramı başkalarına veren huysuz görevlileri pislikten geçilmeyen koridorları ve tuvaletleri olan kütüphanelerden sonra buradaki kütüphane beni oldukça şaşırttı.Burada Mine Kırıkkanat gibi Türkiye 'de şuyumuz eksik şöyle geriyiz böyle pisisiz böyle vahşiyiz gibi saçma yorumlar yapmak istemiyorum eminim ki o kütüphanelerde her gün çalışmak zorunda kalan görevliler de huysuzluklarını devletin onları unutuşuna , gelen hiç bir hükümetin kültür bakanlığının bir türlü gerçekci bir bakım,geliştirme programı yürütememesine gelen öğrenciler araştırmacılar kadar kızgınlar ve bir o kadar da tabi çaresiz.
Bütünüyle konudan uzaklaştığım için dönüyorum. Kasım'da Boutique'ten aldığım bir kitabı ancak bu ay okuyabildim.Kitabı aldığım gün boutique'deki neredeyse herkes kitabı konuşuyordu. Boutique'nin belirli bir müşterisi var tabi , her hafta oraya gelen ,konuşmacıları dinleyen ,sohbet eden öğrenciler yazarlar vs. Ve bu seferki bekleyiş ve heyecan beni biraz şaşırttı.Çünkü her masada bu kitap vardı ileriki günlerde uğradığımda da bir rastlantı mı yoksa her zaman mı orda mı bilmiyorum yaşlı bir bey kitabın altını çizip yanındaki bayana büyük bir heyecanla bu kitabın çok konuşulucağını söyleyip çizdiği cümleleri teker teker okuyordu. Artık dayanamadım , masadan kalkıp rafta duran kitabı aldım , ve okumaya başladım , sürekli benzerlik kurmaktan bir türlü vazgeçemediğim için ilk otuz sayfada Yıldırım Türker'in bu sefer Buenos Aires üzerine yazdığı fikrine kapıldım. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum . ama bazı yazarları çok fazla takip edince ve sevince sanırım yeni bir şey okuduğunuzda ve bahsedilen meseleye nedense aynı bakış açısından bakabilen herkes bir noktada o yazara benziyor sizin için . Ama tabi ilk otuz sayfadan sonra olay sadece meseleye nasıl yaklaşıldığından ibaret olmuyor, yazarın her cümlesiyle tekliğini benzersizliğini keşfedebiliyorsunuz. Estaban Schmid Türker gibi olayların üstüne çok ince bir mizah anlayışıyla hiç çekinmeden gidebilecek kadar cesur bir yazar.Ve kitapçıdaki herkesi çok şaşırtması ve heyecanlandırmasının sebebi Schmidt'in kitabında, kendini de içine katarak ki -bence bu kitabı inanılmaz yapıyor- Palermo'da sorunsuz hayatlarına devam eden orta sınıfı ve bu orta sınıftan çıkan aydın kesimi topa tutması. Bu ülkede Türkiye gibi askeri darbelerden , işkencelerden ve en çok da binlerce insanın ailenin bir anda ortadan kaybolmasından ötürü temiz bir geçmişle başlamıyor güne. Yine bu ülke de tıpkı Türkiye gibi sokaklarda yaşayan çöplerden topladıklarıyla geçinen hatta bunu bir endüstri haline getirmiş*Cartoneros'lara ve onlar gibi binlercesine bir türlü çözüm sunamadığı için eleştiriliyor protesto ediliyor fakat Türkiye'den tek bir farkla polis dayağı yemeden daha rahat bir şekilde. Buraya ilk geldiğim ay içerisinde derse giderken şehir merkezine uğradığım istisnasız her gün bir protesto gördüm. Buralı birine sorarsanız protestolar, tango , dulce de leche, parilla'lar kadar Arjantin'e özgü birşey.
Konuyu yine çok saptırdım kitaba geri dönüyorum Estaban Shcmidt *La Nacion ve Clarin'e güzel bir alternatif oluşturan oldukça başarılı bir gazete de çalışıyor *Pagina 12. Ayrıca buradaki solcuların bakmaktan usanmadıkları bir sitede de aralıklarla yazıları yayınlanıyor-www.bonk.com.ar/tp bu kitap shcmidt in ilk kitabı ve çıktığı günden beri şimdiye kadar aldığım bütün gazetelerin kültür sanat bölümünde en çok tartışılanı.
Palermo'da yaşayan ve sürekli vicdan muhasebesi yapan bir türlü sona erdiremediği suçluluk buhranlarına varoluşsal gerilimlerinin de eklenmesiyle kendini sokağın günlük akışına tüketime vererek kendini yatıştıran ve sonunda en büyük günahı işleyen : unutan ve sanatıyla,kitaplarıyla , ürettikleriyle de bu unutuşa katkıda bulunan bir aydın kitlesinden bahsediyor. Eleştirilerini yaparken,geçmişle,siyasetle kısacası günlük hayatla ilgili söylemeye çekindiğimiz ama içimizden sürekli geçirdiğimiz bütün riyakarlıklardan bahsediyor.Ve Palermo'nun nezih cafelerinde cortadolarını yudumlayıp yüksek felsefe yapan bu aydınları hiç bir şekilde ötekileştirmeden kendini de onlardan biri sayarak yapıyor bunu. Bu yüzden kitabı içsel bir sorgulayış olarak da görebiliriz.
-Cartoneros'larla ilgili ingilizce ispanyolca daha fazla bilgiye ulaşabiliceğiniz süper bir site mevcut: http://www.cartonerosdoc.com/
- La Nacion ve Clarin buranın sabah ve hürriyeti gibi oldukça büyük tirajları olan gazeteler
- Pagina 12 de tabi radikal'de denk düşüyor sanırım.
- Karşılaştırmalarım oldukça kişisel ...