
uzun zamandır yazmıyorum , okuduklarım ve gördüklerim bu kadar tazeyken ve karışık kafamla sindirememişken , bir şeylerin kritiğini yapmak oldukça anlamsız geldi , ama buraya geleli üç aya yakın bir zaman oldu , ve bugün bir konuşma sırasında artık yazma vaktinin geldiğini farkettim. Son uruguay yolculuğumda da uzun zamandan sonra bir defter bitirmiş olmanın keyfiyle artık kenara köşeye not ettiğim ufak şeyleri , okuduğum son kitapları ve tabiki de taksicilerle olan uzun sohbetlerimle gazetelerle ve buradaki ultra mulatto arkadaşlarımla olan sohbetlerimle beslenen analizlerimi aktarmanın zamanı geldi . Yazmaya başlıyorum.
İlk olarak neyle başlayacağımı tam olarak kestiremedim , belli bir sıralama yapmak da istemediğim için bu hafta collectivo'larda benimle birlikte bir sıcaktan bir de yağmurdan yamulan sevgili kitabımdan bahsedicem .
Kitabın yazarı Oscar Teran ,ismi de Historia de las ideas en la argentina , 1810-1980 arasında arjantinde etkili olan akımları ve bu akımların oluşumunu sağlayan çeşitli isimleri on bölümde inceliyor .Ben şimdiye kadar altı bölümü okuyabildim , çünkü üçüncü bölümdeki isimler üzerinde fazlaca oyalandım. Bu oyalanmalarımın sonucunda başka kitaplara daldım. Ve kitap yarım kaldı. Tabiki de tamamlanıcak .
Oyalandığım isimler arasında benim en çok ilgimi çeken Domingo Faustino Sarmiento oldu. Sarmiento 37 Jenarasyonunun , romantık akımınından en çok etkilenen isimlerinden biri , Arjantin'deki Juan Manuel de Rosas yönetimi sırasında oluşan toplumdaki siyasi ve sosyal kırılmaları en iyi anlatan isimler arasında sayılıyor. Bu anlatım dönemin tarihsel bir analizini yapmış olmasından ya da dönemin despotik lideri Rosas'a karşı olan radikal duruşundan kaynaklanmıyor. Bunu anlamak için Facundo nun bir bölümünü bile okumak yeterli. Ayrıca, Oscar Teran'da Arjantin'deki kültürel değişim ve gelişimleri en iyi açıklayan isimlerden biri olarak bilindiği için Sarmiento'yla ilgili yaptığı uzun analizler beni Facundo nun ne kadar az rastlanır bir eser olduğunu düşündürmeye çok kolay ikna etti. Türkiye'de Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarının analizi yapıldığında onun,romanlarının ana hatlarını şekillendirme sürecinde yaşadığı dönemin siyasi sosyal analizini yaparken ne kadar ince detaylara takıldığını görürüz. Bu yüzden Tanpınar'dan alışık olduğum üzere Sarmiento'nun Facundo'sunun da sadece epik bir anlatıdan yani, Arjantin'in campo'sunda - kırsalında- yaşayan Facundo Quiriga adlı bir gaucho nun- kahramının hikayesinden ibaret olmadığını kolayca fark ettim. Çok detaylı bir analiz tabiki de yapmadım birincisi ispanyolcam ikincisi de tarih bilgimin yetersizliği buna asla imkan vermez.Ama yinede çok basit bir okumada bile Sarmiento'nun ülkesindeki kırsal ve şehir hayatı arasında süregelen gerilimli ilişkiyi yarattığı romantik kahramanın kişiliğine nasıl yansıttığını fark etmemek neredeyse imkansız.
Uygarlık ve barbarlık arasında gidip gelen bir toplumun ikisinden birini seçmek zorunda bırakılması , campo nun şehirli aydınlar ve tüccar- elit tabaka tarafından barbarlıkla suçlanması 37 jenarasyonunun romantik yazarları arasında en çok tartışılan konularından birisi olması sarmiento gibi bir yazarın bu konuya yoğunlaşmasındaki en önemli etkenlerden biri olarak görülüyor.Fakat toplumun kalıplaştırığı bu ikilemin dışına çıkabilmesi ve bu sayede barbarlık ve uygarlık tanımlarını tekrar kurgulaması onu bu entelektüel çevrede süregelen tartışmalarda daha belirgin kıldı.Sarmiento yeni kurgusunu şekillendirirken modern ve uygar olarak adlandırılanın altında yatan barbarlığın tehlikesine dikkat çekerek, kırsalın şimdiye kadar barbarlıkla küçümsenmiş ve kısıtlanmış duruşunu yarattığı kahramanıyla yıkmayı başardı ve kitabı bitirdiğinde arjantin toplum hayatını derinden sarsan büyük kırılma gerçekleşti.CAMPO ve şehir arasında süregelen çekişme sona erdi , şehir bir daha asla kırsala egemen olamadı.